Anaokulu Döneminde Öğrenme Üzerinde Oyunun Önemi

Bebekler ve çocuklar, tüm gelişimlerini oyunla gerçekleştirir, kendilerini oyunla tanımlar ve oyunda öğrenme gerçekleştirirler. Öyle ki oyunun, bebek ve çocuklar için önemi, İbni Sina (980-1037)'dan bugüne kadar vurgulanmış ve tanımlanmıştır. Dolayısıyla oyunun çocuk için ifade ettiği anlam, yüzyıllardır vardır ve bugün de oyunun önemi artarak devam etmektedir. Bu nedenle, anaokulu ve oyun ayrılmaz bir bütündür.

2020 - 2021 yılı itibariyle anaokulunun zorunlu olduğu bu dönemde, anaokullarının eğitimlerinin temelinde de oyun/etkinlik olduğunu bilmek gerekir. 5 yaşında bir çocuk, erken çocukluk dönemindedir ve anaokuluna başlamak için gelişimini tamamlamıştır. Fiziki gelişimleri yaşına uygun olan her çocuğun bir diğer aşaması olan kişilik gelişimi (hayatını şekillendirecek olan kısım), anaokulunda şekillenir.

Çocuk, anaokulunda oyunla öğrenme gerçekleşirken sosyal çevrenin ne olduğunu, arkadaşlık - öğretmenlik kavramını, okul kavramını anlar. Öğretmen, burada etkinlikler yaparak çocuğu besler ve kişilik gelişimine yardımcı olur. Ancak en önemli öğrenme ailede başlar.

Çocuk, Oyun, Öğretmen ve Ebeveyn İlişkisinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Çocuk, oyun, öğretmen ve ebeveyn ilişkisi; çocuğun ebeveyn ve öğretmen unsurunu oyunu engelleyen olarak görmesi bakımından ilginçtir. Evet, anaokulunda öğrenme oyun ile gerçekleşse dahi çocuk, öğretmeni engelleyici, oyun sonlandırıcı kısaca kısıtlayıcı unsur olarak görmektedir. Aynı durum evde, anne ya da ebeveyn için de geçerlidir. Yani çocuk, anneyi ve öğretmeni oyun karşısında bir engel olarak görmektedir.

Çocuğun ebeveyn ve öğretmeni engelleyici unsur olarak görmesinin nedenini bazı eğitim bilimciler şu argümanlarla açıklamıştır:

Şule Erşan (2006): Araştırmacı tarafından çekilen oyun ve iş fotoğraflarının çocuklar tarafından açıklanmasına dayalı olarak yaptığı çalışmasında çocukların fotoğraflarda oyuncak gördükleri zaman “oyun” dedikleri ancak gerçek malzeme ve öğretmen olan fotoğrafları çalışma olarak algıladıkları görülmüştür( Alıntılanan Kaynak) (Kaynak)
Whitebread, Coltman, Jameson ve Lander (2009): Teorisyenler ve çocuklar oyun tanımı yaparken şu ortak fikri paylaşmaktadırlar: Çocuklar bir aktiviteyi oyun olarak sınıflandırmak için kendilerinin seçim yapıyor olmalarına ve süreci kontrol edebiliyor olmaya gereksinim duymaktadırlar (Kaynak).

Kısaca çocuklar için öğretmen de anne ve baba da oyunu kısıtlayan, süreci kontrol eden bir erk. Peki, oyunla öğrenen çocukların ebeveyni ve öğretmeni kısıtlayıcı olarak görmesi öğrenme sürecine ket vurur mu? Bu konuda yukarıdaki araştırmalar hemfikir. Eğer, ebeveyn ya da öğretmen çocuk ve oyun ilişkisini sağlıklı kuramazsa, çocuklarla öğrenme yavaşlar. Dolayısıyla sağlıklı bir aile ilişkisi ve okul hayatı için, ebeveyn ve öğretmenlerin yapması gereken çok önemli bir şey söz konusu oluyor: Oyuna katılmak !

Çocuk, Ailesi ve Öğretmeni ile Oyun Oynamalı, Etkinlik Yapmalı

Anaokullarında etkinlikler ya da diğer adıyla faaliyetler yapılmaktadır. Genelde bu etkinlikler oyun değildir, öğretme amacıyla otorite olan öğretmen tarafından delege edilir ya da yönetilir. Peki çocuklar etkinlik ve oyunu ayırabilir mi? Anaokuluna giden bir çocuk yeterince oyun oynuyor denebilir mi?

Bunun cevabı oldukça şaşırtıcı. Çünkü bir çocuk, yetişkinlerin tavrına göre uğraştığı şeyin etkinlik mi oyun olduğuna ya da olmadığına karar verebiliyor ! Hatta her ne kadar "oyun gibi etkinlik" yapılsa da çocuk oyunun ne anlama geldiğini ayırt edebiliyor.

En önemlisi ise yetişkinlerin oyuna yükledikleri anlam ve çocukları bu etkinliğe ne kadar kattıkları gelişim ve öğrenme sürecini doğrudan etkileyen faktörlerin başında geliyor. O zaman neler yapmak gerekir?

  • Yetişkinler oyuna yer ve zaman ayırmakla görevlidir. Bu durum Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmede de (2009) belirtilmiştir.
  • Oyun, çocuğun doğasında vardır. Bir çocuğun tüm zamanını oyunla geçirmek istemesi de doğal ve anlaşılırdır. Yetişkinler, bu oyunları etkinliğe çevirerek yumuşak bir öğrenme ortamı hazırlamalıdır.
  • Çocuğun nesneler oynaması, onun bilişsel süreci için elzemdir. Bu bakımdan oyuncak da en az oyun kadar önemlidir.
  • Oyuncağın önemli olması, çocuğun çok fazla oyuncak sahibi olması anlamına gelmemektedir. Çocuk, az sayıda ama işlevsel, uzun ömürlü, plastik olmayan oyuncaklarla oynamalıdır.
  • Yetişkin, oyuna katılmalıdır. Çocuk, yetişkinlerin oyundaki davranışlarını kopyalayacaktır. Bu da en iyi öğretme yollarındandır.
  • Çocuğa, oyun oynamak için şart konmamalıdır. Örneğin: Ödevini yaparsan oyun oynarsın gibi bir yaklaşım oyunu ödül ödevi de ceza olarak nitelendirmesine neden olacaktır. Oyun bir ödül değil, çocuğun en doğal ve temel hakkıdır.
  • Ebeveyn, çocukları onlara anaokullarında yaptıkları etkinlikleri anlatırken onların gözünün içine bakmalı, dikkatini verip onları dinlemelidir. Çocuk için oyun hayatın merkezidir ve anne- babasının ya da ebeveyninin onun en önemli anlarını dinlememesi çocuk için hasar vericidir.

iOkul, çocukların bu hassas döneminde yanlarındadır. Ebeveynler etkinlik modülü ile çocukların anaokulundaki etkinliklerinden haberdar olabilirler. Bu sayede çocuklarını daha iyi dinleyebilir, onlarla iletişim kurabilirler.

Kaynakça

Cumhur Türk- Ayça Kartal- Ayten Arslan. Okul Öncesi Çocukların Oyunlara Yansıttıkları Sorunların Değerlendirilmesi. DOI: 10.26466/opus.423988. Online erişim

Ayperi Sığırtmaç. ÇOCUK VE OYUN. Çukurova Üniversitesi Eğitim Fak. İlköğretim Böl. Okul Öncesi Öğretmenliği Anabilim Dalı. Online Kaynak

Musa BARDAK, Nihat TOPAÇ. OYUN VE OYUN MATERYALLERİ. İstanbul Üniversitesi açık ve uzaktan eğitim fakültesi açık ders notları. Online Kaynak

Sezai Koçyiğit. Nisa B. Baydilek. OKUL ÖNCESİ DÖNEM ÇOCUKLARININ OYUN ALGILARININ İNCELENMESİ YYÜ Eğitim Fakültesi Dergisi (YYU Journal Of Education Faculty),2015,Cilt:XII, Sayı:I,1-28 Online Kaynak